Konya denildiğinde çoğu kişinin zihninde hemen eski yapılar, geniş meydanlar ve ağır bir sessizlik canlanır. Oysa bu şehir sessiz değildir, sadece bağırmaz. Konya’da hayat konuşarak akar ama bu konuşma aceleye gelmez. Sokak aralarında yürürken, bir bakkalın önünde oturmuş iki kişinin çay eşliğinde yaptığı muhabbeti duyarsın. Kimse yüksek sesle anlatmaz derdini ama anlatılan her cümle yerini bulur.
Bu şehirde sohbet, süslenmiş cümlelerden değil, yaşanmışlıktan beslenir. Konu bazen Mevlânâ’nın sözlerine gelir, bazen gün içinde yaşanan küçük bir aksaklığa takılır. İnsanlar laf yetiştirme peşinde değildir. Dinlemek, burada konuşmanın yarısıdır. Belki de Konya’yı farklı kılan tam olarak budur: Söylenen kadar söylenmeyene de değer verilmesi.
Bugün bu kültür sadece sokakta ya da çarşıda kalmıyor. Benim Mekan sohbet alanlarında da aynı ruhu yakalamak mümkün. Benim Mekan Sohbet gibi ortamlarda bir araya gelen insanlar, Konya’nın dingin havasını kelimelerle yeniden kuruyor.
Konya’da sohbetin belirli bir saati yoktur. Sabah erken vakitte cami çıkışında başlar, öğleye doğru dükkân önlerinde devam eder. Akşamüstü bir kahve molasında derinleşir, gece olunca daha sakin bir hâl alır. Bazen eski bayramlar anlatılır, bazen mahallede yaşanmış ufak bir anı gülümsetir. Sohbet ilerlerken kimse kimseye akıl vermeye çalışmaz. Herkes bildiğini paylaşır, gerisi kendiliğinden gelir.
Bu doğallık, Benim Mekan sohbet odalarında da hissedilir. Yaşın, mesleğin ya da nerede yaşadığın çok önemli değildir. Sohbete katılan herkesin anlatacak bir hikâyesi vardır. Gençler merak eder, büyükler anlatır. Biri eski Konya’dan bahseder, diğeri bugünle bağlar. Konu bazen dallanır, bazen durulur ama kopmaz. Çünkü temelinde karşılıklı saygı vardır.
Konya sohbetlerinin bel kemiğini üç şey oluşturur. İlki inançtır. Tasavvuf, hoşgörü ve insanın kendini tanıma çabası sohbetlerde sık sık kendine yer bulur. Ama bu konuşmalar ağır bir hava taşımaz. Hayatın içinden örneklerle, sade bir dille paylaşılır. “Ben bunu yaşadım” diye başlayan cümleler, en etkili olanlardır.
İkinci unsur kültürel hafızadır. Selçuklu izleri, eski ustalar, unutulmaya yüz tutmuş gelenekler… Sohbet sırasında biri çıkar, çocukluğunda gördüğü bir adeti anlatır. O anda geçmişle bugün arasında görünmez bir köprü kurulur. Dinleyenler sadece bilgi almaz, o anın içine girer.
Üçüncü unsur ise dayanışmadır. Özellikle Ramazan aylarında bu duygu daha yoğun hissedilir. Sahur muhabbetleri, iftar telaşı, paylaşmanın verdiği huzur… BenimMekanSohbet.Com üzerindeki Benim Mekan alanlarında insanlar sadece konuşmaz, birbirini yoklar. Kimi bir derdini dile getirir, kimi destek olur. Bu, yazıyla anlatılması zor ama hissedildiğinde hemen fark edilen bir bağdır.
Zaman ilerliyor, insanlar farklı yollarla bir araya geliyor. Ama Konya’nın sohbet anlayışı kolay kolay kaybolacak gibi durmuyor. Çünkü bu anlayış bir mekâna değil, bir bakış açısına bağlı. Nerede olursa olsun, insanlar birbirini gerçekten dinlediğinde o ruh ortaya çıkıyor.
Konya’da sohbet etmek sadece konuşmak değildir. Bazen susarak aynı ortamda kalabilmektir. Bazen anlatılanı tartmadan dinleyebilmektir. İşte bu yüzden Benim Mekan sohbet kültürü Konya’ya çok yakışıyor. Doğal, içten ve olduğu gibi.
Açık açık söyleyelim: Konya’da sohbet yaşayan bir şeydir. Bu yaşantı da BenimMekanSohbet.Com çatısı altında aynı sıcaklıkla sürüyor. Burada kelimeler gösteriş için değil, bağ kurmak için var. İnsanlar birbirine laf yetiştirmiyor, birbirine alan açıyor. Yazıyı güzel yapan da, sohbeti değerli kılan da tam olarak bu.
Benim Mekan 32